KMRT BSRN

"Hiç kimsenin ilgisine ihtiyaç duymadığın gün olgunlaşırsın. Hiç kimseden beklentiye girmediğin gün yara almazsın. Ve hiç kimseye bağımlı kalmazsan kazanırsın." OSHO

Maymunluk Özlemi (Bir Erik ve Ihlamur Hikayesi)

Yorum bırakın


Küçükken yaşadığım apartmanın çevresinde yaklaşık bir kilometre içindeki tüm meyva ağaçlarının yerlerini bilirdim. Tabii ki bunu sırf zevk olsun diye ezberlemezdim. Zamanı geldiğinde o güzelim meyva ağaçlarının bize(mahallenin tüm çocuklarına) sunduğu tüm meyvaların tadına bakmak, eve gitmeden karnımızı doyurmak ve oyuna devam edebilmek için hayati öneme sahipti.

Hala o ağaçlardan yediğim meyvanın tadını tabaktan yemeyle alamıyorum. Zamanında çok fazla hem de çok fazla yedim. Sadece yemekle kalmazdım, bazen de evdekilere bir torba hazırlardım. Belki eve para getiremiyordum ama bir torba meyva ile bu sorunu da halletmiştim. Hatta o gün evin erkeği ben gibi hissediyordum, babam o gün çalışmasa da olurdu. 😉

Hangi meyva ağaçları vardı derseniz. Erik, dut, incir, armut, elma, yeni dünya ve benzeri ağaçlar vardı. Özellikle incir ve dut ağacı çok fazlaydı. Hala dut ve incir i pazardan alıp yemeği sevmem. Bu meyvalara başkasının elinin değmesini istemiyorum. O yüzden bir türlü alışamadım, artık çocukluğumdakinden çok çok az yediğim bellidir. Eyy gidi eski günler..

İncir i öyle çok toplardım ki, annem iki battal boy kavanoz reçelini yapardı. Ailecek tüm yıl yerdik. Kim diyebilir, çocukken aile bütçesine destek olmadığımı.. 😉

Tabii ki o vitamin dolu günler de mazi de kaldı. Tabiri caizse büyüdük ya maymunluğu bıraktık. Ama aklım hem o maymun da, her meyva ağacı gördüğümde.. Uzun bir süre istesem de, fırsatım olsa da çıkamadım o güzelim ağaçlara. Kilolarım saolsun, izin vermediler bana. Hala da izin vermiyorlar ama aldırmadan daldım bu hafta sonu bir erik ağacına.

image

Bir çıkan, bşr de çıkmayan pişman

Annemlerin evinin bahçesinde her sene tüm apartmanın erik reçeli ihtiyacını karşılayacak kadar erik olur. Çok verimli bir ağacımız var. Fakat ağacın karakteri bu, ağaca özel yapılan bir şey yok. Ekstra bir bakım, gübreleme falan yok. Genel de apartman görevlisi(kapıcı) her sene bu ağacı toplar ve dairelere dağıtırdı. Fakat bu sene kendisi istifa etmiş, dolayısı ile bana da fırsat doğmuş oldu.

Dün bir baktım babam hazırlanıyor, “nereye?” diye sorduğum da bana “şu erik ağacına dalacağım” şeklinde bir cevap verdi. Bende kafa buluyor sandım. Arada yapar böyle 😉 bir kaç defa daha sorduğumda yine aynı cevabı aldım. Sonra annem sorduğunda, “hah dedim şimdi doğruyu söyler” fakat zaten doğruyu söylüyormuş adamcağız. İşte beklediğim fırsat zamanı gelmişti. Kendimi bir hevesle aşağıda bahçede bulduk.

Uzun bir merdiven vardı onu da aldık ama merdivenden meyva toplamayı pek sevmem. Ağaca çıkmak olmuyor o şekil de. Sadece gövde de bulunan kusursuz bölgeye ulaşmamı sağlasın yeterdi. Sonra ver elini ağacın tepesine ve gökyüzü..

Şunu belirtmeliyim ki gerçekten baya kondisyon gerektirdiğini unutmuşum. Ben hamlamışım desem daha doğru olacak sanırım. Bir daldan diğerine, oradan ötekine.. Maymunluğa dönüş.. Dallar erik dolu, uzanabildiğimi topladım. Tabii tüm bunları dikkatlice yapmak gerekiyor.

Küçüklüğümden beri “önce emniyet sonra hareket” sloganı ile ağaçlara tırmanmışımdır. Kendini sağlama almadan, sağlam dala bastığına emin olmadan, bir elini her zaman seni taşıyacak bir dal da tutmadan, dal a basmadan önce sağlamlığını kontrol etmeden herhangi bir meyvaya uzanılmaz, keyifli keyifli karın doyurulmaz. Bu yüzden hiç ağaçtan düşmedim. İnşallah bundan sonra da düşmem. Yani önce güvende hissedin sonra keyfini çıkarın. Ayrıca lütfen meyvasını yediğiniz, size ücretsiz hem spor yaptıran, hem karnınızı doyuran, hem vitamin, sağlık kazandıran, taze taze meyva veren bu ağaçlara zarar vermeyin. Dallarını kırmayın, canlarını yakmayın. Hayatım boyunca en çok buna özen gösterdim ve dikkat ettim. Ne olur siz de dikkat edin! Buradan bu yazıyı okuyup ağaca çıkmak için heyecananlara uyarılarım olsun.

image

Üzüm salkımı gibi dimi

Babamla yaklaşık bir çuval erik topladık. Tabi bu ağacın sadece 1/5 i eder. Yukarıda dediğim gibi ağacın maaşallah ı var. 😉

Bir de ıhlamurlar var. Gerçekten ortalık mis gibi ıhlamur kokuyor, tam zamanı toplamanın hatta zamanı geçiyor. Pazarda ya da aktarda sorun bir kilosu ne kadar diye doğa bize veriyor ama biz ağaçta çürütüp, geçen senenin, bayatlamış bitkisine para vermeyi seviyoruz. O yüzden bu sene ıhlamur avına da çıktım. Tabii ıhlamur ağaçları ya çok büyük ya da küçük olduğundan pek çıkılabilir ağaçlar değil.

Dalları ince olduğundan düşme tehlikesi yüksek ama esnek dalları olduğundan en yukardaki dalı bir kolayca seviyenize çekip toplayabiliryorsunuz. Fakat abartıp kırmayın, lütfen dikkat! Toplarken narin yapısını ve kokusu sizi zaten sakinleştirecek, içerken sakinleştirdiği gibi 😉👍

Bizde de en çok küçük kızım içtiği için, ona topladım. Küçük bir merdiven ve biraz sabır gerekecektir. Çünkü gerçekten toplaması zahmetli bir bitki. Fakat her türlü, ilk demlemenizde değdiğini göreceksiniz.

image

Ihlamurlar toplandı

Reklamlar

Yazar: K. Murat BAŞEREN, MBA, MCP

I am a senior software developer, MCP, consultant, blogger, former chemist and software trainer. My interests range from software developer to technology. I am also interested in web development, education, and coffee.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s